Hipnoz

   Hipnoz telkin ve transın bir arada olduğu farklı bir bilinç halidir. O halde trans ve telkini ayrı, ayrı irdelememiz gerekiyor. Sanılanın aksine trans ve telkin insan yaşamının vazgeçilmez unsurlarıdır.

TRANS: Hayatın bir çok anında var olan trans hali, dikkatin bir noktaya toplanarak, beynin iç konuşmalarda dahil olmak üzere dışardan gelen milyonlarca uyarana ya kapatılması yada asgari seviyede azaltılması sonucu dinlendirilmesidir. Trans halinde; dikkat kesildiğimiz şey dışından gelen ağrılı uyaranlardan, işitme, görmeye kadar birçok uyaranı fark etmeyiz.   Trans hayatın hangi anlarında var dır? Bu durum ilgi alanımıza göre değişmekle beraber, bazılarımız bir futbol maçına gidip takımını desteklerken, bir kısmımız çok beğendiği bir kitabı okurken, diğer bir kısım etkileyici bir film seyrederken, meditasyon yaparken, sevdiğiniz işi yaparken, kimileri dans ederken, spor yaparken, aşık olduğunuz bir insanla çıkarken vb transa gireriz. Bu örneklere binlerce yeni ilaveler yapılabilir.  Transa girdiğimizin en güzel göstergesi vaktin nasıl geçtiğini anlamamamızdır. (Film o kadar güzeldi ki vaktin nasıl geçtiğini anlamadım. Kitap öyle sardı ki zaman su gibi akıp geçmiş. Ya da sizi rahat hissettiren birinin yanında vakit nasıl geçer anlamazsınız). Trans hali, yani beynin dinleniyor olması mutluluk halidir. Bunun tersi olan depresyonda insanlar iç konuşmalarla beyinlerini yorarlar. Duygusal zeka kitabında Daniel Goleman trans halini akış hali olarak tanımlıyor ve akış halinin ortam, kişi vs. ile uyumlu olması gerektiğini belirtiyor. Trans halinde en önemli özelliğimiz telkine çok daha açık hale geliyor olmamızdır. Bunun nedeni de iç konuşmalar ve dış uyaranların olmadığı ya da azaldığı sakin dinlenmiş bir beyinin var olmasıdır.  Hipnoz anında transın derinliği (letarjiden somnambulizme kadar) farklı olmakla birlikte beyin dinlenmekte ve telkine açık hale gelmektedir. Tarih boyunca insanlar bir çeşit trans hali gerçekleştirmek amacıyla birçok kimyasal madde kullandılar; bunlardan en çok bilineni halen çok sık tüketilen alkoldür.

TELKİN: Telkinde, trans gibi hayatın her anında var olan bir durumdur. İnsan öğrenen bir canlıdır. Öğrenme ya bizzat yaşayarak, ya telkinle, ya da çocukların öğrenme şekli olan modelleme ile gerçekleşir. Ebeveynlerimiz, öğretmenimiz, arkadaşlarımız, dini inançlarımız telkin eder. Örnekleri, bunlar gibi binlerce çoğaltabiliriz. Atasözlerimizde de telkinle ilgili mesajlar vardır (Birine kırk kez deli dersen deli olur, Bir musibet bin nasihatten iyidir, vs.). Telkin yapılan kişi telkin yapana direnç geliştirmişse telkin tam ters bir etkide yapabilir.  Bu nedenle telkin olumlu mesajlar içermeli, uyum içerisinde ilgi ve dikkatin toplandığı bir anda verilmelidir. Telkin insanların deneyimlerinin, doğruların ve yanlışların aktarıldığı sözlerdir. Sosyal bir canlı olan insan iletişim anında karşısındakine telkinde bulunur.

HİPNOZ NEDİR?

Sonuç olarak; hipnoz hem trans haliyle, hem de telkinle hayatımızın bir parçasıdır. Hipnozun tanımını yapacak olursak; telkinle trans, trans da telkindir diyebiliriz.

Hipnoz, çevresel ve de düşüncesel diğer uyaranlardan kısa bir
süreliğine uzaklaşarak telkin alabilme düzeyine erişmektir.
Hipnoz tıbbın her alanında
tedavi, tedaviye destek, tedavi öncesi ve sonrasında hastanın
 hazırlanması ve tedavinin devamlılığının sağlanması aşamalarında
 her hangi bir yan etki olmaksızın 
kullanılan bilimsel bir yöntemdir.Son çeyrek yüzyılda psikolojik 
ve psikosomatik sorunların giderilmesinde geleneksel yöntemlerin 
yetersiz kaldığı durumlarda tıbbi 
hipnoz güvenle, kolayca uygulanabilen bir method olarak her geçen
 gün daha çok hekim tarafından tercih edilmektedir.
 
Basitçe hipnoz; kişinin etrafına bir fanus koyarak o an için çevre
 koşullarından (kapı zili,akşamki yemek, arkadaşına yardım sözü,
 ev arama problemi ve binlercesi
gibi) etkilenmemesini sağlayıp çözümlenmesi gereken konuya 
odaklanmasını sağlayıp ,ona gerekli aydınlatıcı ve yol gösterici  
bilgilerin verilmesi olarak
tanımlanabilir.
 
DERECELERİ NELERDİR?
 
Hafif Trans :Hipnozun başlangıcında görülür.Hafif bir gevşeme
 hafif bir sersemlik halidir.
Deneğin gözleri kapalı olduğu halde göz kapaklarında titremeler 
olur.Deneğin zihinsel faaliyetlerinde 
zayıflama, kol ve bacaklarda ağırlaşma, fizyolojik faaliyetlerde 
yavaşlama görülür.
Bütün bunlara rağmen deneğin bilinci yerindedir.
 
Orta Trans: Bu safhada hipnoz hali açık seçik biçimde görülür.
Denek hipnozitörün sesine tam olarak şartlanır.
Duygular hipnozun bu safhasında kesinlik kazanır
 
 
Tam ve Derin Trans: Tam ve derin transta, trans hali bozulmaksızın
deneğin gözleri açtırılabilir. Deneğin gözleri açık olmasına rağmen, 
donuktur. Çevresindeki gürültülerin hiçbirini duymaz.
Kendisine hipnotizörün verdiği şekli aynen, bozmadan korur. Deneğin 
gözlerinin bakışı sabittir. Tam uyuşukluk hali tüm 
vücuda yayılmıştır. Bu safhada denek üzerinde çeşitli testler rahatlıkla
 yapılabilir. 
 

DEĞİŞİK HİPNOZ ÇEŞİTLERİ

 Kişisel hipnoz: Bir kişinin hipnoz edilmesidir. Grup hipnozu:

Birden çok kişinin aynı anda birlikte hipnotize edilmesidir.

 Kollektif hipnoz: Kalabalık sayılabilecek insan grubunun topluca

 hipnoz edilmesidir. Grup hipnozundan farkı, hipnotize olan insanların

 sayıca farklı oluşudur.

 Sosyal hipnoz: Genel olarak toplum baskısı ve kontrolü sonucu ortaya

çıkar. Bireylerin toplu olarak uyumlu davranış göstermeleri sosyal

hipnozun en belirgin yanıdır. Sosyal hipnozda hipnotizör rolünü toplum

 liderleri üstlenirler. 

 Otohipnoz: Kişinin bir başkasına ihtiyaç duymaksızın kendi kendini

hipnotize etmesidir. Yol hipnozu: Özellikle uzun ve düz yolda

otomobil kullanan sürücülerin yol hipnozuna girdikleri bilinir.

Aşırı yorgunluk, uykusuzluk, sessizlik, trafiğin serbest ve

 rahat oluşu yol hipnozunun meydana gelmesini kolaylaştırır.

 Uyanıkken hipnoz: Hipnozlu kişi, gözleri açık olarak uyuması

telkin edilmişse, gözleri açık bir şekilde uyuyabilir.

 Sürekli hipnoz: Denek önce derin transa sokulur ve sonra

da telkin yapılarak, bu durumun uzun süre sürdürülmesi sağlanır.

Hipnozun Tarihçesi: 
 
HİPNOZ (Hypnos) kelimesi mitolojiden gelmektedir. Bu ismi 
ilk olarak 
İngiliz Dr.Braid kullanmıştır. Transa giren kişinin dışarıdan 
görüntüsünü
 "uyku hali''ne benzettiğinden buna hypnosis=HİPNOZ adını 
vermiştir.
 Yunan mitolojisine göre Hypnose,Nyks(gece)'in oğludur.
Morfeus 
(rüyalar tanrısı) ise  
 Hypnose'un 3000 çocuğundan biridir. Hypnos da uyku ve 
düş tanrılarının 
tümü gibi kanatlıdır. Hypnos,mitolojide yorgun insanların
 anılarına sihirli 
değneği ile
 değmek, karanlık kanatları ile yelpazelemek ya da bir 
boynuzdan,
 kişilerin üzerine uyku verici bir madde dökmek suretiyle
 onlara uyku 
verir 
Hypnos: mitolojide uykunun kişileştirilmiş şekli. 
Gece ile Astreusun oğlu ve hanatos*un ikiz kardeşi. Çoğu 
zaman kanatlı 
bir varlık olarak tasvir edilir. Karaları ve denizleri hızla
 aşar ve canlıları
 uyutur. 
Efsaneye göre Endymion'a aşık olan Hypnos ona  gözleri 
açık uyuyabilme 
yeteneğini vermişti, çünkü sürekli olarak sevgilisinin 
gözlerine bakmak  
istiyordu. 
Hipnozu ilk kez Avusturyalı hekim Franz Anton Mesmer 
 (1734 - 1815) 
kullanmıştır. Bilimsel  hipnozun başlangıcı olarak Mesmer'in 
"Yıldızların 
İnsan Vücudu
 Üzerindeki Etkileri" adlı  tezinin tarihi olan 1765 senesi 
kabul edilir. 
Mesmer Viyana'da başarılı olamayınca 1778'de Paris'de 
bir klinik açarak 
çeşitli hastalıkları 
tedaviye başlamıştır. Mesmer hipnoz sayesinde histerik
 kökenli bir çok 
hastalığı
 tedavi etmesine rağmen meslektaşları tarafından "şarlatan" i
lan edilerek 
Paris'i
 terk etmeye zorlanmıştır. 19. yüzyıl sonunda Liebault ve 
Bernheim  adlı 
iki hekim
 Nancy'de histeri ve hipnoz arasındaki ilişkileri  inceleyerek
 histerinin 
hipnoz 
altında telkinle ortadan kaldırılabileceğini bulmuşlardır. 
Bu görüşleri 
paylaşan 
hekimler Fransa'da Nancy ekolü olarak anıldılar. 1880 
yılında Fransız 
 Nörolog 
Jean Martin Charcot da hipnozla  ilgilendi ve çalışmaları 
sayesinde 
hipnozun normal 
bir psikolojik hadise olduğu anlaşıldı. Hipnoz modern tıbbi 
anlamda ilk kez 
Jean M. Charcot tarafından 1882 ‘de Fransız Bilimler
 Akademisinde 
yaptığı bilimsel 
bir sunum  ile dünyaya tanıtılmıştır. Onun öğrencisi olan 
Pierre Janet ise,
 hipnoz ile çoğul kişilik vakalarının tedavisindeki başarısı 
ile psikiyatri  
dünyasına adını
 altın harflerle yazdırmıştır. Bugünkü psikoanaliz ve
 psikoterapi alanlarındaki 
büyük değişimlere neden olacak büyük  buluşma Sigmund 
Freud'un Charcot 
ile tanışması 
ile başladı. Sigmund Freud 1886 yılına kadar Charcot 
ile çalışan Freud 
Viyana'ya  döndü ve 1887 yılına kadar hipnoz ve histeri 
üzerine yaptığı 
çalışmalar sayesinde
 psikoanalizin temellerini attı. Tüm bu çalışmaların 
 bir teoriye 
dönüşmesi Freud'un  çalışma arkadaşı Joseph Breuer 
sayesinde oldu. 
Hastalar hipnoz 
altında iken sorulara açık yanıtlar  veriyor ve uyandıklarında 
rahatlıyorlardı. 
Arıtma anlamına gelen bu yönteme tıpta "katharsis" 
(catharsis) denmiştir.

 

KİMLER HİPNOTİZE OLABİLİR?

Yanlızca gerçek anlamda hipnoz olmak isteyenlerin yaklaşık olarak bu %80'i

belirli bir ölçüde hipnotize olabilirler. Bu bireyin telkin alma derecesine bağlıdır.

 İnsanların yaklaşık % 25'i derin hipnoza girebilir. Zeki ve hayalgücü zengin olanlar

çok iyi hipnotize olurlar. Aydınlar, disipline alışkın kişiler, askerler, hemşireler,

sporcular, ilkokul ve lise çağındaki öğrenciler kolaylıkla hipnotize edilebilirler.

 

KİMLER HİPNOZ OLAMAZ?

5 yaşından küçük olan çocuklarla, 70 yaşın üzerindeki büyüklerin hipnoz olması

zordur. Zihinsel herhangi bir rahatsızlığı olan kişiler, zeka seviyesi (IQ'su) düşük

kişiler, bunaklar, konsantrasyon zorluğu yaşayan kimseler, hipnoz olmak istemeyen,

 korkan, oto kontrolü elden bırakmak istemeyen kişiler de hipnoz olamazlar.

 
 
HİPNOZLA İLGİLİ YANLIŞ BİLİNENLER: 
 
-Hipnoz sırasında normal zamanda size yanlış gelen,
söylemek istemediğiniz size 
zarar verebileceğini düşündüğünüz 
veya yapmadığınız istemediğiniz hiç bir şeyi yapmazsınız. 
-Hipnoz bir uyku olmadığı
için uyuyupta uyanmamak gibi bir şey yoktur.